26
Oca

Bir Deprem Daha 6,8 şiddetinde ocaklar söndü…..

Deprem mi oldu? Eyvah dedik. Keşke haklı çıkmamış olmayı diliyoruz. Depremin bir afet olduğu gerçeği ne yazık ki bizim gibi ülkede halen fark edilmedi, bu gidişlede fark edilmesi zor gibi duruyor. Neden mi? Suçlu kim deprem tabi ki de ne işi var benim memleketimde.

Sönen ocaklar, yakılan binalar, yanan yürekler, yitirilen canlar bu nereye kadar böyle gidecek biri dur desin artık yeter. Bir önceki yazımda tedbirimizi alalım, dikkatli olalım, aman dedim ama sesimi ne kadar duyurabildim. Daha çok kişiye ulaştırmayı artık görev edindim. İçim acıyor bu yazıyı yazarken resmen. Dilim damağım kuruyor, iç geçirerek, yutkuna yutkuna yazıyorum felaketi. Al kazanılmış hak sana, helal olsun kaçakta yaptın bu zamana kadar da ekmeğini yedin. EEE şimdi soruyorum deydimi. Giden canı kim geri getirecek. Bu yaşanılan travma nasıl düzelecek. Ya anasız, babasız kalan çocuklar, çocuksuz kalan anneler, babalar, siyaset masa başında, ağzı iyi laf yapanlarla olmuyor. Sahada bu felakete engel olanlarla oluyor. Cenazeye gayrimüslim tanıdığım kişilerde katılıyorlar sağ olsunlar. Cenazemiz olduktan sonra kimse gözümüze gözükmesin. Derdimiz olmadan zorunluluk çıkartın deprem ile ilgili. 50 tane üst üste gelecek zorunluluk değil he. Önem sırasında göre net bilgiler ve ucu paraya değil insan canına dayanalı araştırma yapılarak çözüm üretin lütfen.. Teknik insan dediğimiz bizlerin sesini duyuramadığı bir ortamda nasıl düzelecek bu gidişat. Şimdi Büyük kentlerde deli gibi yapılarına deprem testi yaptırmaya çalışanlar olur. Neden yaramız daha yeni ya. Sabreden iki haftaya bir daha deprem olmazsa unutursunuz. Zaman herşeyin ilacı. Sitem ediyorum ama içimdeki ateş sönmüyor. Aklım, kalbim mağdurlarla beraber. Karınca misali ormandaki yangına elimden geldiği kadar su taşımaya çalışıyorum. Bunu milletçe ve devletçe yapmamızın zamanı geldi. Şimdi artık bir sirkelenip, şehirleri planlayalım. İmarını kapatalım. Depremde hasar aldığı için değil bu bina gözle bile çürük deprem olupta ölüme sebebiyet vermeyelim diye o yapılar yıkılmalıdır. Yıkılmadan önce boşaltmak lazım. Hadi boşalttık, yasa git müteaahhit bul diyor. Bulamadım kirayıda ödeyecek durumum yok, Binayı yaptıracak param da yok. He ben el kapısında ölmüşüm, he kendi binamda göçük altında kalmışım ne farkı kaldı. Altında kalırsam devlet ölünün yakınlarının yapısını yeniliyormuş. Çocuklar kurtulsun, hanım ile beraber benim ölümde bir daire aldırtır devletten nasıl olsa mı demeli. Bizler bu ülkeyi can ile aldık, akacak kan damarda durmamaya devam ediyor. Ya bu kanımızın akmasında suçlular varsa kaderde olan değilde insan ihmalinden ölümler gerçekleşmiş ise vay halimize. Sağlam bir yapı olduktan sonra, iş imkanı buluyorsak göç edelim canımızı, malımızı kaybetmeyeceğimiz diyarlara. Ben Elazığ ‘lı değilim ama iki gündür Elazığ’ da sülalem akraba eş dost bir sürü kardeşim ablam annem babam var gibi acı çekiyorum. Ya Büyük şehirden geç etmiş ve bu felaket orada başıma geliyorsa aman dikkat edelim tedbirlerimizi alalım. Büyük kentler göç aldığı gibi göç vermeye çoktan başladı. Önceden para kazanıp memleketine giderken, şimdide geçimini büyük şehirlerde sağlayamadıkları için köylerine döndü. Şimdi bu 6,8 şiddetinde ki deprem İstanbul’ da olsaydı ölüm sayısı kaçtı bir düşünelim. Daha kötüsü cesedinizi bile bulamayacaklar. Belkide mezarınız bile olmayacak. Daha kötüsü mü var var artık yürüyemeyeceksin, çalışmayacaksın gibi durumlar olursa aman Allah’ım al canımı dersiniz maazallah suphanallah. Aman diyeyim 1999 depreminden önce bir yapınız var ise derhal o yapınızın yenilemesi üzerine belediyeye başvurun. Bireysel müteahhit de bizi kurtarmayacak. Kime güven kaldı ki bu devirde bari belediyeye güvenelim diyoruz. Umarım yanılmayız diyeceğim ama yaşayanlardanız çoktan insanları mağdur eden en az sadece benim şahsıma münhasır bildiğim 12 belediye var. Diğerleri de özel kişilere verilen özel imarlarla yenileme çalışmalarını yapanlar oldu. Ne çirkinlikler, ne yolsuzluklar, şehirlere tecavüz ettiler. Kalanlarda kendi kanında boğulmaya bırakıldı. Cumhurbaşkanımız bürokrasi önümü tıkıyor diyerek sistemi değiştirdi işler hızlandı. Vatandaşın gücü yok ki istediği gerçekleşse bile sonuçlar istediği gibi olmuyor ne yazık ki. Benimde depremden kaynaklı yaşadığım bir acı ve hüzün var iken bir üstüne bu anlattıklarımın yarası gelince tutun beni bırakmayın kurtların eline veya onu yapamıyorsanız çenemi tutun diyesim geldi.

Sonuç olarak yaklaşık 1750 adet kentsel dönüşüm yaptığımız son 8 yılda , 8 tane sağlam yapıya denk gelmedik desek yalan olmaz. 2018 yılı deprem yönetmeliğine göre de 2019 yılından sonra ruhsat alınan yapılardan daire edinmeye çalışın. O yapılar şuan için inşaat halinde bilginiz olsun. Eski yönetmelik koşullarına göre statik hesaplama sonucu yapılacak inşaatın %30 civarında eksra demir ve beton geldi. O sebepten dolayı üç sene önceki binada performans açısından güçlendirilmesi gereken bir yapı haberiniz olsun. Tek teselli en azından 1999 deprem öncesi bir yapı olmaması olacaktır.

Daha önce kaleme aldığımız yazımı okuyarak deprem öncesinde, deprem sırasında ve deprem sonrasında bilgilerini bir kere daha okumanızı öneririm. Bir daha bu tarz felaketler yaşanmaması dileğiyle. Esen kalın bir sonraki yazımız da buluşmak üzere. Soru ve önerilerinizi önemsiyoruz. Sorularınızı cevaplamaktan gurur duyarım. Saygılarımla